Kahramanların kenti Maraş’a gelirken, belki de bugüne dek birçok kentte ayrı ayrı gördüğünüz; tarihinden, kültürüne, doğasından sanatına dek aradığınız her şeyin tek bir adreste toplandığını görmeye hazırlamalısınız kendinizi. Diyebiliriz ki; bütün güzellik ve özellikleriyle,
kendini konuklarına armağan eden kenttir Kahramanmaraş…
Gittiğiniz her kentten size görmek istediklerinizi sunmasını beklemeseniz de, gittiğiniz diyarda sizden birşeyler bulmak istediğiniz gerçeği muhakkaktır... Kahramanmaraş’dan gelip geçen konuklar, bu kenti “kendine âşık eden kent” olarak hatırlarlar nedense… Gelirken, bugüne kadar diyarı tanımamış olmanın burukluğu ile gelir, dönerken vazgeçememenin katlanmış hüznü ile ayrılırlar. Çünkü beklediklerinin çok ötesinde bir tebessüm karşılamıştır Onları: Birazı Akdeniz’li sıcak bir gülüş, birazı doğulu tılsımlı bir dokunuş, çoğu da dağa taşa sinmiş yanık ve sıcak delikanlıca bir bakış…
Kahramanmaraş’a doğru yola koyulan gezgin, ilkin gurbetin yalnız yolcusu olmadığını bilmelidir… Bileceği ikinci şeyse; on dört bin üç yüz kırk altı kilometrekarelik alanı olan ve Türkiye’nin 11. büyük vilayeti olan Kahramanmaraş’ı bir çırpıda görüp tanımanın, bu kent için ayıracağı o kısacık sürede mümkün olamayacağı…
Geniş ovalarından, Karadeniz güzelliğine nazireli yaylalarına, Toros Dağları’ndan, bir altın kemer gibi Ceyhan Nehri’nin belini saran barajlarına, güçlü sanayisinin bayraklarından meneviş bakışlı topraklarına dek, bu kente havayoluyla yahut karayolu ile ulaşan hemen herkesin ilk bakışta görebileceği güzellikler, konuklarına Kahramanmaraş’ı bir çırpıda özetler gibidir.
Bir kente herhangi bir sebeple gelirken, orada severek ve sevilerek yaşayacağınızı, güven ve huzur içinde kalacağınızı bilmekten güzel ne olabilir? Evvelce dönemin ipek ve baharat yolu üzerinde kurulmuş olan Kahramanmaraş’a adım atanlar bu harika misafirperverliğin ipeksi huzurunu günümüzde de yaşamaya başlayıverirler. Kültüründen doğasına, tarihinden tarhanasına, suyundan havasına, has insanından şiirine şarkısına dek birbirinden farklı lezzetlerine de ulaşmış olurlar.
Mezopotomya’yı Kapadokya’ya bağlayan köprü kent Kahramanmaraş’a teşrif eden konuklar; kentin Hititler’den Asur’lulara, Büyük Roma İmparatorluğu’ndan Bizans’a, Selçuklular’dan Osmanlı Dönemine ve oradan Cumhuriyet’in aydın yüzüne kadar olan bir zaman tünelinde yolculuk edip merhabalaşmış olurlar. Bu merhaba K.maraş’ın 4000 yıllık tarihinden gelen büyüleyici bir merhabadır…
Türkiye’nin üçüncü büyük su kenti olması hasebiyle doğal güzellikleriyle büyüleyen, saraylı kültürünün edasından kalma sim sırmanın altın nakışıyla her gönlü işleyen kent Kahramanmaraş’ı gezenler, ilkin karşılaştıkları bu kültür mirasının eşsiz değerlerinde yaşayacak sonra onu yaşatmanın gönüllü elçisi olacaklardır.
Kahramanmaraş’ta olduğunuz an, dünyanın en güzel kentinde olmasanız bile dünyanın “kahraman” ünvanı taşıyan tek kentinde olduğunuzu hisseder ve yaşarsınız. Kendi kendini kurtaran kentin kahramanlığından öte, el sanatlarının altın bileziğinde kahramanlaşmış o öpülesi ellerden doğan eserlerin dünyasında onurlanmanın hazzı başka hiçbir yerde bulamayacağınızı bilmelisiniz. Kızıl bir gül gibi duran bakır eşyaların oryantalist bakışı sizi Kapalıçarşı’nın tam kalbine biraz daha çekecek... Baharat kokuları, döğme bakırcı ustalarının zanaati sanata çeviren notasız çekiç tıkırtıları ve ceviz oyma sandıkların cilalı kokuları arasında yapacağınız alışverişte, ince bellere layık altın kemerlerin olduğu kuyumcular çarşısında biraz daha büyülenerek yöreye özgü daha birçok el sanatıyla tanışma imkânı bulacaksınız.
Belki de Harry Potter filminin çarıklarını yapan ustaya uğrayıp alacağınız çarığı giyip, dua kubbeli Kapalıçarşı’dan, Hışır Han’ına, hamamlarından konaklarına, türbelerinden “mahalle kültürünü” yaşatan huzur dolu sokaklarına dek masalsı bir yolculuk yapacaksınız. Bütün bunların yanında, kendinizi üç semavi din için önem arzeden Ashab-ı Kehf Mağarasındaki uykuda bulmanızsa an meselesidir. Döngel ve Savruk mağaraları tarafında paleosen dönemde oluşmuş doğa harikası görüntüler ve etrafında ulu çınarlar ve ceviz ağaçları, duymak isteyenlere birşeyler söylüyor gibidir. Mağara ve şelalenin bulunduğu yol boyuna eşlik eden kanyonun heybetli sesiyle, adrenalinin doruğunda olmak isteyenlere yeni bir fırsat doğmuş gibidir.
Dünyanın en ünlü kentlerinden birinde kanalları görmeye giden insanların, sular şehri Kahramanmaraş’ı görmek için daha da öncelikli sebepleri var diyen sözümüz işte bu sebepten yadırganmamalıdır. Doğanın doğallığı ve bakirliğinin yanında, Germenicia Krallığı’ndan kalma yamaç villalarının taban mozaiklerinin görüleceği antik kent, Anadolu’daki tanrıça kültürüne dair bugüne dek bilinen tarihi 14 ila 16 bin yıl geriye götüren ana tanrıça figürini ve farklı uygarlıkların kentteki gizemi, razı olanı geçmişin hayallerine götürecek denli sürprizlerle doludur.
Kahramanmaraş’ın zengin mutfağının birbirinden güzel lezzetleriyle buluşmak, damak tadına sevdalılar için bulunmaz bir fırsat sunar. Yöreye özgü, ekşili şovra ve tarhana şovrasını kalaylı bakır tasta yudumlamak, ekşili aya sulusu tadarken, büyük zahmetlerle elde edilen sumak ekşinin ve el yapımı biber salçasının oluşum hikâyesini dinlemek aynı anda yapılacak keyifli paylaşımlar arasındadır. Kahramanmaraş yaylalarının o üzüm gözlü yemyeşil bağlarının, her türlü tadını damağınıza sunacak olan ve yöresel adına “şire” denen köpük sucuğu, kara sucuk, bastık, pestil, samsa gibi eşsiz ve katkısız tadlarla tanıştığınıza bir kez daha mutlu olacaksınız. Açıkça söylemek gerekirse; unutulmaz tadların lezzetiyle tanışmak, hayattan aldığınız lezzetlere yatırım yapmak gibidir bu kentte…
Acısıyla tatlısıyla her güzelliği yemek kültüründe de bulunduran Kahramanmaraş, tescilli Maraş Biberi’ni, hem kendi sofrasında hem de dünya mutfak kültüründe bütün yemeklerin baş tacı yapmayı bilmiştir. Orkide yüklü dağların serin nefesini tattıran o dünyaca ünlü Maraş Dondurmasını yerken sahlebin efsunlu duruşunu da hissetmiş olacak ve belki de Maraş Orkide Efsanesi’ni dinlerken kendinizi orkidelerin kalbinde bulacaksınız.
Vaktin lirizmini isteyenleri, o yüzlerce çeşit endemik bitki ile donanmış kekik kokulu dağlarda huzurla bekleyen zaman, kalıcı güzellikler sunmak için bekliyor olacaktır. Uludaz Yaylası Çimen Dağı’na yol bulanlar, kimbilir bir mevsim için konuklarını bekleyen o yedi noktalı binlerce uğur böceğine belki pabuçlarını vermek isteyecekleri, çocuksu neşe ile dolu anlar yaşayacaklar ve bir dilek tutup, uğurlu kentin keyfine bir kez daha varacaklar…Başkonuş YaylasıKahramanmaraş’a gelip zamanı unutmak isteyenler için; “yeşil, mavi ve semavi bir yolculuk” en güzel tercihtir. Çantanızı sırtlayıp çıktığınızda il merkezinin çevresindeki seçenekler oldukça heyecan vericidir: On beş dakika mesafeden Ahır Dağları’nın zirvesine çıkıp şehirle göz göze romantik bir bakış yaşayabilir, on dakikada ayaklarınızı serinliğine salabileceğiniz bir çağlayana yahut nehire kavuşabilirsiniz. Kırk dakikada sımsıcak termalde rahatlayabilir ve hemen her yerde size eşlik eden ve gözlerinizin süresiz konaklayacağı ardıç, meşe ve ladin dolu bir yeşil doğa denizine dalabilirsiniz. Yahut on beş- yirmi dakika mesafeden ulaşabileceğiniz Menzelet Baraj Gölü kıyısından Âli Kayası’nın heybetine ruhunuzu bırakabilir, semavi yolculuk içinse, iki saatinizi ayırdığınız seyri güzel bir yoldan Ashab-ı Kehf’in yedi uyurlarına ziyarete gidebilirsiniz.
Zaman ve mekân içinde sihirli bir başka tura çıkmak isteyen ve zaman kaygısı olmadan gezmeyi tercih edenler, kent merkezine bir-iki saatlik mesafede duran, bir dizi tespih gibi sıralanmış 29’u aşkın kaleyi ve bu kalelere dair anlatılan efsaneleri zevkle dinleyebilirler.
Fazla uzağa gitmek istemeyenler merkezde bulunan tarihi Maraş Kalesi’ni ziyaret ettiklerinde hemen yakında bulunan, Taş Medrese’yi, Ulu Camii’yi ve Kapalıçarşı’yı da görmüş olacaklar. Belki de bu mekânları, hemen çarşı içinde bulunan bir taş fırından aldıkları tereyağlı sıcacık bir Maraş Çöreği yiyerek gezecekler… Maraş keçi peynirini, keçi yoğurdunu tadmak için ise, bir ayaküstü vakti değil, keyifli bir günün başlangıç vaktini seçecekler.
Doğa tutkunu olanlar Kahramanmaraş’ta kendilerini bol seçeneklerin beklediğini bilmeliler: Çünkü adeta bir Orman denizi olan Kahramanmaraş, onların zevklerine biçilmiş bir kaftan sunar. Doğada suyun serinliğini sevenler için baraj gölleri ve şelaleler dışında; Yeşilgöz ve Tekir gibi merkeze az uzakça olan seçenekler de var. Orman tutkunları içinse kent merkezine yarım saatlik araç mesafesinde bulunan Başkonuş Yaylası en ideal yer. Burada yaylanın nazenin sahibi geyiklerin ve ceylanların ayak izlerinde yapılacak keyifli bir yürüyüşün hazzını yaşamak anlatılmaz zevklerden… Bir başka tercih olaraksa, kente on beş dakika mesafede bulunan Kapıçam mesire yerine giderek piknik yapmak ve keyifli bir orman yürüyüşü gerçekleştirmek de sunulabilir. Yahut kenti dört bir tarafından kucaklayan dağlara çıkıp, dünyanın hiçbir yerinde olmayan bitkilerle tanışarak o “sessiz güzellerin” sesini dinlemek de var, zirvelerde bütün haşmetiyle duran anıt ağaçlarla yüzleşmek de… Onca baraj gölünü seyre dalıp mavilenmek de var, Gavurgölü kuş cennetini Bababurun’dan izleyerek yüzlerce kuşa selam vermek de…
Umulur ki kenti gezenler, bu kent için; “ hoş içimli suyu, güzel havası, kırmızı benizli insanları, tatlı dilli hanımları, dost sever beyleri, çok zeki bilginleri, sulu narları vardır” diyen Evliya Çelebi’nin o yüz yılı aşmış sesini işitmiş olsun. Olsun ki, kentin bugününde de o günkü kıymetlerinden hiçbir şey kaybetmemiş olduğunun yerinde tanığı olabilsinler…
Doğu Akdeniz’in eşsiz çekiciliğiyle, doğunun gizemli duruşunu aynı anda yaşayabileceğiniz kent Kahramanmaraş, tarihî olduğu kadar şiirli bir kenttir de… Şehrin ruhuna, tıpkı bir elbise gibi giydiği şiir, belki bir bardak su istemek için çaldığınız kapıda karşılayanın sesinde, belki dağda keçilerini otlatan çobanın dilinde duyurur size kendini. Ondan sonrası, Necip Fazıl’dan Mihriban türküsünün Karakoç’una, Hayati Vasfi’den Âşık Mahzuni’nin “çeşmi siyahım” diyen sesine, Karacaoğlan’ına Şirazi’sine dek, “niçin bu kentin şairi çok” diye sorma gereği bile duymayacak anın ruhunuzda bırakacak lezzetine ermekte karar kılacaksınız. Yani; birçok şairin yüreğinin alev aldığı kent olan Kahramanmaraş’ta, bir kentin sahip olabileceği mütevazı ama üstün özelliklerine, bütün sanatı ve şiiriyetiyle tanık olacaksınız.
Bir kente dair edilen bunca söz, o kente gitmek için gereken vakti sabırsızlaştırır insanda. İşiniz keşfetmekse, gerisi size kalsın.
Kahramanmaraş, uğurlu şarkısıdır Akdeniz’in…
Onu ziyaret edip şarkısına eşlik etmeye, uğuruyla uğurlanmaya var mısınız?
İnci Okumuş
inciokumus@yahoo.com






