Deutsch (DE-CH-AT)English (United Kingdom)Turkish (Turkiye)
A+ R A-

Kahramanmaraş'ın Mücevherlerine Yolculuk

e-Posta Yazdır PDF
maras-mucevher-1 - Bir gezi hikayesi bu -
Gezinin adı: “ Yeşil, Mavi ve Semavi Yolculuk”

Havaalanında… Gökten inen konuklarla buluşma…

Zevkli geçeceğini umduğumuz uçak seyahatinizde, K.Maraş’la ilkin gökyüzünden tanışacaksınız. Türkiye’nin 11. büyük vilayeti olan ilimizin on dört bin üç yüz kırk altı kilometrekarelik alanını elbette bir çırpıda görmüş olmayacaksınız.
Ancak, siz güzide konuklarımızı kucaklamak için; misafirperver K.Maraş halkının temsilcileri olarak bizler kadar; K.Maraş’ın geniş ovaları, Karadeniz güzelliğine nazireli yaylaları, şehre kol kanat geren Toroslar’dan Engizek’e dek dağları hatta üzerinde barajlar kurulu olan Ceyhan gibi yüreği delişmen nehirleri de sizleri özlemle bekliyor olacak. Güçlü sanayimizin sizi selamlayan bayraklarına ve yemyeşil toprakların meneviş bakışlarına da tanık olacaksınız.
K.Maraş Havaalanına teşrif ettiğinizde, deniz seviyesinden 568m yüksekliğe ayak bastığınızı belki de telaştan hissedemeyeceksiniz.
Bu şehrin, toprağını seven ağaçlarının K.Maraş’ın havasına sinmiş kokusunda ve konuklarını seven insanların sımsıcak merhabasında, sizleri bekleyen araçlarla kahvaltımızı yapacağımız Başkonuş Yaylasına doğru yol alırken, yapacağımız güzel sohbetlerin içine, belki de biraz da şehrimizin Akdeniz Bölgesi’nde olması dolayısı ile, iki gün boyunca her daim sizlerle olacak tatlı iklimini de taşıyacağız…
Birbirinden leziz tadlarla buluşacağımız kahvaltımızı yapmak üzere, Başkonuş yaylasında yaylamaya gidiyoruz…
Şehrimizin Akdeniz, Güneydoğu Anadolu, Doğu Anadolu ve İç Anadolu Bölgeleriyle olan güçlü karayolu bağlantılarını hatırlatarak, yolculuğumuzun bu kısmında ilçemiz Andırın yolu üzerinde bulunan Başkonuş Yaylasına doğru yol alacağımızın da notunu düşelim.

Başkonuş Yaylası, ziyaretçilerine; yeşilin tonlanmış her rengi ve dokusuyla “merhaba” diyerek konuşmaya başladı bile…

Siz güzide konuklarımızın ayağını yere bastırmadan göğe çıkarırcasına, rakımı bin ila bin yedi yüz yetmiş dokuz metre arasında değişen Başkonuş Yaylası’na yükselmiş olacağız.
Yolculuğun ziyadeliğinden çok, yaylanın nemsiz ve kekik kokulu havasında açlığımızı iyiden iyiye hissediyor olacağımızdan, kahvaltımızı onurlandırmak üzere, özel olarak hazırlanan masamızda yerlerimizi alacağız.
İlk yorgunluğunuzu alacak ikramlar sıraya girdiğinde, siz güzide konuklarımız için özel olarak hazırlanan sofrada, K.Maraş’ın yayla keçilerinin cömert ikramı olan keçi sütü ile yapılmış ‘Maraş peynirini’ ‘Maraş tereyağını’ da ilk burada tadacaksınız. Zengin floramızdaki bin bir çiçek özlü yayla balımızı tattığınızda sohbet daha da ballanacak… Ve umuyoruz, bu tad iki gün sürecek gezi boyunca damağınızdan ve dimağınızdan hiç ayrılmayacak…
Gezi için enerji toplanmışsa, artık doğa sizi bekliyor olacak… Yayladaki çeşit çeşit çam ağaçları, kendine has terennümleriyle, ziyaretçilerine şarkılarını hazırlamışlardır bile… Belki de kulaklarınıza, ‘Mihri-baan, sevdiğiim’ diyen bir K.Maraş türküsü bile fısıldayacaklardır. Yaylanın yüreğine yapacağınız yürüyüşle, birkaç adımla da olsa, sizden izler bırakmayı unutmayınız.
Bu arada, ‘Maraş’ta üç kapının ikisinden şair’ çıkar rüknünde yaylada, ola ki dağ eteğinde gördüğünüz Maraş insanının şair ruhundan, bir iki kuble şiir dinlemeden geçmemenizi tavsiye ederiz.
Yaylamızın dünyada az bulunan, zengin fauna, flora ve endemik bitki örtüsünden topladığımız enerjiyi, üzerimize konan bir zindelik olarak hissedeceğiz. Kısmetli günümüzdeysek eğer, doğal ortamın sahipleri geyiklerle de buluşabileceğiz.
Sizleri yaylada bekleyen araştırmacımız, yaylanın fauna ve florasına dair bilgileri sunarken, sizlere bu bilgileri hafızanızın en güzel yerine kaydetmeyi unutmamanızı tavsiye ediyoruz.

Başkonuş Yaylasından topladığımız enerjiyle tekrar yola koyulacağız…

İstikametimizde üç semavi dinde değerleriyle anılan Ashab-ı Kehf var…
Hedefimizdeki mekân, ilimiz merkezine 143 km uzaklıktaki Afşin İlçemiz’de olmasından dolayı, yolumuz bu güzergâhta seyredecek.
Buradaki güzergâhın tarihi donanımlarından dolayı yolculuğumuz boyunca -bir kısmını olsa da- göreceğimiz yirmi dokuz adet kaleyi izleyerek, rehberlerimizden kale efsanelerine dair duyacağınız bilgiler eşliğinde yol keyfi yaşayacaksınız.

Ashab-ı Kehf Külliyesindeki yedi uyurlar, ilginç efsaneleri ve güzel mekânlarıyla ziyaretçilerini bekliyor…

Ashab-ı Kehf’e geldiğimizde yüksek bir mekana konumlanmış olan bu külliye’ye ve bizleri orada karşılayacak dostlara da “merhaba” diyeceğiz.



13.yüzyıla ait olduğu tahmin edilen külliyede dört eser bulunuyor. Mimari özellikleri yanında, dini efsanesi olan bu mekânın kutsiyetine dair aldığımız bilgilerle geçmişe gizemli bir yolculuk yapacağız.
Burada bulunan yedi inanmış gencin ve köpeklerinin uykusu ve ona dair hikâyesi, hafızamızda hep uyanık kalacak gizemli bir bilgi olarak yerini alacaktır. Pek çok yerde olduğu iddia edilen Ashab-ı Kehf’in, Kuran-ı Kerim’de geçen bilgiler ışığında yapılan araştırma sonucu, gerçek yerinin burası olduğuna dair elde edilen güçlü deliller üzerine yapılacak bir bilgilendirme hepimizin ilgisini çekecektir.
Öğle yemeğimiz; bu tarihi mekânın, henüz restore edilmiş olan kervansaray kısmında… Onca yolculuk elbette açlığınızı hissettiriyor olacak. Yemeklerimiz harika lezzetleriyle sunulacağı anı bekliyor zaten…
Burada bir tavsiye ile giriş yapalım:Her nerede yemek yerseniz yiyiniz, gittiğiniz mekânlarda hele hele de K.Maraş’ta -eğer acı tadı da seviyorsanız- K.Maraş’ın dünyaca ünlü kırmızı pul biberini ısrarla istemeyi unutmayınız. K.Maraş’ın yemeklerine özel lezzetler bahşeden dağ kekiği ve kırmızı pul biberi gibi tatları varken, bütün sevdiğiniz baharatları unutacaksınız…

Döngel Mağaralarında, Mağara Devrine bir yolculuk…

Bu güzel yemekten sonra, Ashab-ı Kehf’e veda edip, “yolcu yolunda gerek” diyerekten, Döngel Mağaralarına doğru olan gezimize devam etmek üzere yola koyulacağız.

Döngel Mağaraları ve Şelalelerine bir kez daha dönüp gelmek isteyeceğimiz doğru… haydi hayırlısı.

K.Maraş Kayseri yolunun ellinci kilometresinde yer alan bu güzel mekân, üst üste konan kuşlar gibi sıralanmış üç mağarası ile oldukça heyecan verici. K.Maraş topraklarındaki ilk yerleşimin burada olması ve tarihinin İ.Ö 40.000-10.000 paleolitik Dönem’de bu mağaralarda başlıyor olmasının derin duyguları içinde, bütün streslerimizi yüksekten çağlayan şelalelerinin sesine bırakacağız.
Yaşadığımız teknoloji çağının her türlü imkânından bir anlık sıyrılarak; ister istemez bu mağaralarda binlerce yıl evvel yaşamış olan insanoğlu’nun, çakmak taşından ve kemikten yapılmış delicilerine, çakı ve çekiç olarak kullanılan malzemelerine ve et obur ot obur hayvanların dişlerine dek-şu anda K.Maraş müzesinde korunan-envanterlerini
konuşmaya başlayacağız… Nasıl, heyecan duydunuz mu?
Mağaranın ağzına ulaşmak için iki seçenekten birini kullanarak, belki de 484 basamaktan oluşan merdivenleri sayarak çıkacağız. Mağaranın tabandan tavana 102 metre yüksekliği karşısında bu hayale değdiğini hep beraber göreceğiz… Keyfinizin adı: yeryüzündeki saklı cennet olacak…
K.Maraş ovasının mis kokulu buğdayından yoğrulmuş hamurla açılan ve kızgın bir sac üzerinde közlenen bazlamalarının mis kokusu geldiğinde, rendelenmiş peynirle yapılan dürümü, keçi yoğurdundan yapılmış yayık ayranımız la afiyetle tüketeceksiniz.
Şimdi bir sır vereyim: Eğer şeker ve tereyağını da severseniz, sımsıcak bazlama arasına sığınmış enfes bir tad yakalamış olacaksınız. Bu lezzeti Türkiye’nin başka hiçbir yerinde bulamayacağınızı da kulağınıza fısıldamış olayım.
Zaman hızla geçecek…
Artık havaya serinliğin nişaneleri de düşmüş olacak…

Döngel’den Şadalak Köyü’ne hareket ettiğimizde, mavinin olduğu kadar turkuaz renklerin ışıklarını da yer yer yakalayarak yolculuk edeceğiz.

Daima bizimle olan doğa, peşimizi bırakmadan her daim bütün güzelliğini sergilemeye devam edecek….

Ceyhan Nehri üzerinde kurulan Menzelet Baraj Gölü’ne geldiğimizde, doğanın nasıl olup da bu kadar bakir kalabildiğine hep birlikte tanık olacağız.

Teknemiz, turkuaz suların kalbinde heyecanla sizleri bekliyor olacak. Marmaris koylarına nazire yapan bu harikuladeliğe,‘Marmaraş turu’ olarak bir de latife konduralım istedik. Suların ardımızda bıraktığı derin izlere, Ali Kayalarının hafızalarımıza düşecek muhteşem duruşu eşlik edecek. Şansımız olur da doğa yüzüne hafif bir tül çekmişçesine gizem de verirse, gölette oluşacak yansımalarla fotoğraf makineleriniz ölümsüz kareler yakalayabilecek.
Ali Kayası’na dair anlatılan efsanenin büyüsünde gezi bir başka ortama bürünecek. Efsaneye göre, Ali Kayası’nın Hz Ali ‘nin atının ayak izlerini zirvesinde saklıyor olması, bu kayanın zirvesini de merak ettirecek konuklarına…
Yeşil neden bu kadar yeşil? Mavi neden bu kadar narin…? Hissederken, sormaya fırsat bile bulamayacaksınız.

Vakitlerin döndüğü an geldi.

Sizleri, dinlenme ihtiyacınız ve biraz da geziden geriye kalan baş döndüren güzelliği özümsemeniz için, dönüş yolunu tatlı muhabbetlerle devam ettirerek, dört yıldızlı olan otelimiz Ramada’ya ulaştırıyoruz.

Otelimiz, akşam yemeğine dek kalan sürede, tüm konforuyla sizleri bekliyor.
Havaalanı karşılamasında tarafımızdan alınıp, kalacağınız mekâna güvenle bırakılan
bagajlarınız odalarınızda kullanımınıza hazır olacak.

akşam yemeği için tekrar buluşuyoruz…

Şık hazırlığımız, sizler için K.Maraş’a özgü tatlarla hazırlanmış birbirinden lezzetli akşam yemeği için…
K.Maraş’ın en güzel yemekleri sizinle tanışmak için heyecanlanıyor.

Ramada Otel’de K.Maraş lezzetleriyle ilk buluşma…

K.Maraş’a has lezzetleri adeta bir sevda gibi içine saklamış, Türkiye’nin başka hiçbir memleketinde bulamayacağınız, tarhana çorbalarımızla da ilk burada tanışacaksınız. Tadacağınız K.Maraş’a özgü diğer lezzetler; haşlama içli köftesi, çiçeği üstünde etli kabak dolması, yaprak sarması, ekşili aya sulusu olacak… Onlarca çeşit meze bu lezzetlere eşlik edecek. Yemek şöleni, K.Maraş’ımıza özgü dövme dondurma ikramı ve özel hazırlanan baklavamızla taçlanacak.
Hemen yakınınızdaki K.Maraş’lı hanımlardan, beğendiğiniz lezzetlere dair tarifleri almayı unutmayınız. Ya da bir başka gelişiniz için beğendiğiniz lezzetin adını damağınızda ve dimağınızda saklı tutunuz.
Yemeklerimize dair, önden birkaç kelam etmek gerekirse…

İsmini bazı yerlerde de duymuş olacağınız “içli köftemiz”in şehrimize has özelliklerini vurgulamak yerinde olacaktır. K.Maraş içli köftesi, K.Maraş pul biberi ile de tatlandırılarak, iç malzemesi ve dış malzemesi ile tamamen yağsız kuzu etinin “ince dövülmüş bulgur” ile
can cana yoğrularak, el maharetinde işlenmesiyle yapılır. Köftenin binbir zahmet ve maharetle kıvamında kavrulmuş olan iç malzemesine eklenen ‘K.Maraş cevizi”nin lezzeti ve kalorisi bu köftenin K.Maraş’a özgü tadının vazgeçilmezidir.
K.Maraş toprağında yetişen organik kabaklardan ve bağ asmalarından özenle toplanmış asma yaprağından yapılan etli dolma ve sarmada ise, yine sır bir lezzet var…K.Maraş biberlerinden elde edilen, evlerde özel olarak el emeği ile hazırlanmış bayrak kırmızı rengiyle “K.Maraş biber salçası”nın rengini ve tadını bu yemeklerde de fark edecek ve bundan sonra
da vazgeçemeyeceksiniz.
Ekşili aya sulusuna lezzet veren “K.Maraş sumak ekşisinin” tadıyla da ilk bu yemekte
tanışacaksınız.
Tarhana çorbamız, dillere destan. Yavuz Sultan Hazretin Mısır seferi sırasında, ordunun beslenme ihtiyacına dair, katkı maddesiz üretilen ve senelerce kalabilen bu besin şimdiki adı ile K.Maraş tarhanası olarak anılmaktadır. K.Maraş ‘ın has yoğurdundan bolca konularak, bu topraklarda yetişen leziz buğdayın dövmesi ile pişirilip, çığlar üzerine, ncecik serildikten ve iki gün süren tatlı zahmetinden sonra, güneş lezzetinde kurutulması ile elde edilen K.Maraş tarhanasını ülkemizin başka bir yerinde bulmanız mümkün olmadığından bu tada yoğunlaşmanızı önemle tavsiye ederiz. Sırlarını ve faydalarını anlatıda geçen K.Maraş’a özgü üretim malzemelerinin izahını ilgililere sormayı lütfen unutmayınız.

Gezinin ilk gününün sonuna dek, dimağınıza ve damağınıza K.Maraş lezzetleri sinmiş olmalı.
İkinci gün gezi programımız için yarın dinlenmemiz gerekeceğinden, mutlu istirahatlar dileyerek ayrılıyoruz.

K.MARAŞ’IN MÜCEVHERLERİNE YOLCULUK

Gezinin adı: “ Turkuazın rengi, Cennetin Dengi”
Sizleri Ramada Otel’den alırken, önceki gün üzerinize konan tatlı yorgunluğunuzu atmış olarak görme mutluluğunda olacağız.
Daha sonra, Şekerdere güzergahını izleyen yoldan inerek, kahvaltı güzelliğini şehrimizin bir başka güzide mekanında, Arsan Center’da yapmak üzere yol alacağız…

Koruluk alanda yer alan bu tesisimizde, sizler için hazırlanmış olan özel kahvaltımızı yaptığınızda, ikinci gün gezi planımızı gerçekleştirmek üzere daha da zindeleştiğinizi hissedeceksiniz.

K.Maraş’ın, ecdat dünyasınca saran, billur bir avize gibi geçmişten günümüze ışıklar taşıyan, yaşanmışlıkların sindiği mekanlara yolculuk burada başlayacak.
İlkin hemen yakında bulunan Kara Maraş mozaik alanlarına gideceğiz. Bu alanlar, geçmiş dönemdeki depremlerde yerle bir olan çook eski Maraş’ın kalıntıları üzerinde oluşmuş bir mahalleye saklanmış keşfedicileri beklemişlerdir.
Nihayet yapılan tesadüfi kazılarda ortaya çıkan mozaik eserlerin, şu an bir ailenin yaşadığı evin bodrum katındaki, ince ve rengarenk şaheser varlığına hep birlikte şahit olacağız.
Devam eden seyirde; Alman Hastanesi, Bayazıt Konağı ve Hamamı, Diş Hastanesi yolu ile Mahmut Arifi Paşa Konağı ve çevresine geziyi, Uzun oluk Hamamı ve tarihsel olayının anlatımını, Çukur Hamamı’na dışardan bakışı yaşadıktan sonra bu güzelliklerin devamına adım adım ilerleyeceğiz. Rehberimiz, sizlere bu mekânlarla ilgili geniş bilgileri yerinde aktaracak.

K.Maraş’ın kalbindeki kültürel değerlerle buluşma…
K.Maraş’ın kalbinde yapacağınız bu gezide, güneşle kalkıp ay’la uyuyan bu şehrin selamını en dar sokaktan en geniş caddelerine dek her yerde alacaksınız.



Tarihi Kapalı Çarşı güzergâhında başlayacak olan gezi, önünüze serdiği güzellikleri ile sırlarını vermeye burada başlayacak.
Kültürel kökleri, Hititler’e, Asurlular’a, Mekadonyalılardan Büyük Roma İmparatorluğu’na, Bizans Döneminden, Müslüman Araplar Dönemine, Selçuklular’dan Osmanlı Dönemine ve oradan da Cumhuriyet Dönemine dek uzanan bu şehrin ruhunu derin derin düşünerek seyretmeye çağıran seslenişini duymak için, ayrılan vaktin yetmeyeceğini biliyor olsak da avunacağız.

Tarihi Kapalı Çarşı içinde, meraka açık bir yolculuk başlayacak…

Tarihi Kapalı çarşı, ülkemizin sayılı bedestenlerinden olması bakımından önemli bir mekân. Gezinin hemen burasında, ayaklarınızın dermanını kontrol etmelisiniz.
Alış verişi sevenler için zengin bir kültürel mirasın, el sanatlarına yansımış güzellikleri çeşit çeşit ürün olarak sizleri bekliyor olacak. Burada kimi vakit; Arif’i kelam, sükûtu lisan eyleyen yaşayan ustalarının kendinden geçmiş sanat icrasına dalıp gidecek kimi zaman da bu eserleri satın almak için fırsat kollayacaksınız. Buradaki alış verişinizde; usta ellerin mahareti olan, kırmızı renkteki “ Maraş gül şefteli(şeftali) yemenisini”ayaklarınıza, ipek şalını sırtınıza almanızı öneririz.

Suyu sert, rüzgârı sert, dondurması sert bu şehrin yumuşak tabiatlı fakat kararlı duruşlu insanları tanımaya da, alış veriş öncesi tarihi çarşıya girmeden önce bir nebze tanımış olacağız.
Kapalı Çarşı içinde farklı bölümlerde yer alan; Baş Katip Hanı, Marmara Hamamı, Belediye çarşısı, Saraçhane, Bedesten, Mevlevi Tekkesi, Kavaf çarşısı, Külekçiler, Bakırcılar, Bezirgânlar Çarşısı derken, çarşı içindeki Taşhan’a ulaşacaksınız.
Taşhan avlusunun yukarı çıkan iki basamak sonra başlayan hafif rampalığında ağaç el sanatlarımızdan ceviz oymaların, çeyiz sandığından kahve tepsisine varan detaylı üretimlerinde, ceviz oyma sanatının başka memlekette bulamayacağınız güzelliğine ve ince nakışına yüreğinizi vereceksiniz.
K.Maraş’ta ciddi bir sektör olan altın işlemeciliğinin, en güzel örnekleri olan ve düğün merasimlerinde gelinlere takılan”altın kemer” “Maraş burması” “kafesli kordon” vs
K.Maraş’ın sosyal ve estetik kültürünün en güzel örneklerini de kapalı çarşıya bağlanan kuyumcular çarşısı içinde görecek ve burada bulunan canlı altın vitrinlerinin ışıltısından gözlerinizi alamayacaksınız.
Civarda gezi, bütün ilginçliği ve sürükleyiciliği ile devam ediyor olacak.Kıymetli adımlarınıza yine değerli mekanlar denk gelecek: İklime Hatun Mescidi, Arslanbey Konağı, Kuşçular, Dedeler Konağı Gezileri de bu esnada gerçekleşecek. Dedeler Konağı’nın önüne gelen araçlar, siz güzide konuklarımızı alarak, taş kemerli Kanlıdere köprüsü üzerinden Çiftarslan konağını da seyir güzergahına katarak, Çocuk Bahçesi dediğimiz mevkiden tarihi olayın gerçekleştiği Uzunoluk ‘a dek seyre tabii olarak, sizleri K.Maraş kalesine dek ulaştıracak.


Gezi kervanı K.Maraş kalesine ulaştı bile …
Hititler Dönemine ait olan ve bir yığma tepe üzerine yapılmış olan K.Maraş Kalesine doğru çıkarken, şehrin kalbinde şehrin maziden gelen bugünden devam eden
yürek atışları bizimle olacak…
Bir tavsiye…
Arada başınızı gökyüzüne çevirmeyi de unutmayınız.
Ciddi bir bütçe ayırarak “Kuş severler” tarafından eğitilen, birbiri içine geçerek uçan koloni koloni güvercinlerin, gökyüzündeki keyifli dansını unutamayacaksınız. Burada; Kahramanmaraş kalesinin güneyinde bulunan, Dulkadiroğlu Beyliği’nden Süleyman oğlu Alâüddevle Bey tarafından 1496 da yaptırılmış olan Ulu Cami’yi, Atatürk Meydanı olarak anılan bu mekânda, Alaüddevle beyin kızı adına yapıldığı öne sürülen piramit yapıdaki Taş Medrese’yi, taş medreseden yaklaşık elli metre ilerdeki Evliya Çelebi’nin seyahatnamesinde de yer alan tarihi 16.yy’a dayanan Çukur Hamamını da şehrin tarihi mühürlerinden bir demet olarak kuş bakışı görmüş olacağız. Rivayete göre hamamın yakınındaki bu kale ile arasında bir gizli bağ bulunduğu üzerinedir. Tarihle olan gönül bağımıza bu bağı da eklememiz, hayalimizde bir sır olarak yerini alacak.

Kale Mado’da soluklanarak, soluk kesen bir dondurma şov izleyeceğiz…
Öğle yemeği muhteşem lezzetlerle bizimle olacak: Ekşili çorbamız, mimbarımız ve nar gibi kızarmış cevizli kıvrım tatlımız sizlere sunulduğunda K.Maraş’ın saray lezzetlerini de tadmış olacaksınız. Diğer harika ana yemek menüsü ve dondurma ikramı bu tadları biraz daha pekiştirecek.

Değerlendirme Toplantısı için KMTSO’da buluşacağız…

Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası fuayesi göz alıcı K.Maraş’a özgü sim sırma eserler, Bakır işleri, K.Maraş fotoğrafları sergisi ile görsel bir şölen yaşayacaksınız. Sim sırmanın, K.Maraş’tan Osmanlı Sarayına gelin giden altı Maraş kızının da ceviz oyma çeyiz sandıklarında yer alan sim sırma güzellikler, sevenlerinin gönlüne nakış nakış iz bırakacaklar. Fotoğraflar, daha pek çok yerini göremediğimiz K.Maraş’ın gizemli güzelliklerini ortaya koymaya burada da devam edecek.

Her güzel şey gibi, dolu dolu geçen iki gün de nihayetlenecek…
“Bizim için önemli olan beklenmeye değer şeydir” ilkesi ile sizleri daima bekleyeceğiz… Daha geniş katılımlarla teşrif edeceğiniz güne dek, sizleri bekliyor olacağız.

Umuyoruz…

17.30 da Gaziantep havaalanına doğru giden yollar ,K.Maraş’tan götüreceğiniz güzel hatıralar eşliğinde hissedilmeyecek kısalıkta geçsin.

Şehrimizde tanıdığınız yepyeni güzellikler gibi, yepyeni esenlikler daima sizinle olsun …

İnci OKUMUŞ
inciokumus@yahoo.com

Son Eklenenler

Loreena McKennitt Biographie

Portal Editor | 13 Şub 2012 | Hits:30

Buleuterion – Versammlungshaus des Rates am Beispi…

Portal Editor | 13 Şub 2012 | Hits:37

Kangal – mächtiger anatolischer Hirtenhund!

Portal Editor | 11 Şub 2012 | Hits:72

Römische Technik – Finden der Ost-West-Richtung in…

Portal Editor | 09 Şub 2012 | Hits:52

Caldera – Sprengtrichter und / oder Einsturz einer…

Portal Editor | 08 Şub 2012 | Hits:66

Norias - Die römischen Wasserräder von Hama

Portal Editor | 04 Şub 2012 | Hits:102

Das perfekte Vogel-Dinner!

Portal Editor | 02 Şub 2012 | Hits:62

Kimler Çevrimiçi

Şu anda 867 konuk çevrimiçi

Fotoğraf Galerisi

Kitap İnceleme

Journal-9

Türkiye Kılavuzu

GİRİŞ

Kayıt Ol

*
*
*
*
*

* işaretli alanlar zorunlu