Yakın zamanlarda Rus bilginlerinin yeni keşifmiş gibi açıkladıkları -fakat yeni keşif anlamı taşımayan- “gümüş suyu” çeşitli hastalıklara karşı mücadelede alternatif bir yöntemdir ve bu hususta çalışmalar ülkemizde de yoğunlaşmaktadır. Alternatif tıp, insanlığın doğal mirasıdır; binlerce yıl boyunca denenmiş ve doğruluğu ispat edilmiş uygulamaları yok saymak, bu mirasa ihanet etmektir.
GÜMÜŞ SUYU NEDİR?
Gümüş suyu çok özel yöntemler kullanılarak saf gümüşün suyla karıştırılmasından oluşan; özel nitelikler taşıyan, bağışıklık sistemini kuvvetlendirme etkisine sahip bir terkiptir. Gümüş suyu, karışımdaki gümüş yoğunluğuna bağlı olarak (ppm) değişik etkiler gösterir. Farklı hastalıklar ve farklı hastalık şiddetleri göz önüne alınarak özel karışımlar hazırlanır. Kullanım miktarı ve süresi de bu esasa göre belirlenir.
KULLANIM ALANLARI:
Gümüş suyu; antibiyotiğe ihtiyaç duyulan hemen hemen tüm alanlarda aktif olarak kullanılır. Ancak antibiyotikten farkı; tamamen doğal bir karışım olma özelliği sebebiyle; her türlü yan etkiye uzaklığı ve metabolizmada herhangi bir yok edici etkiye sahip olmamasıdır.
Gümüş suyunun etkin olarak kullanıldığı alanlar;
Sivilceler, sorunlu benler, açık yaralar, ayak mantarları, sedef hastalığı, uçuklar (herpes), bademcik iltihabı, grip, soğuk algınlığı, diş ağrısı, diş kanaması ve çürükler, ağız enfeksiyonları ve diş iltihapları, göz enfeksiyonları bunlardan sadece bazılarıdır.
Gümüş suyu “ilaç” değildir, tamamen doğal bir terkip olup, yan etkisi olmadığı için herkesçe kullanılabilir. Son derece steril bir ortamda hazırlanması gereken “gümüş suyu” şişelenerek satılmaktadır. UV ışınlarından korunan ve ışıkla teması engellenerek, karanlık ve serin ortamda muhafaza edilen gümüş suyunun dayanma süresi üç aydır.







