alaturka

Karaman – Yamaç Paraşütü Turu 2010'un ilk durağı

Karaman – Yamaç Paraşütü Turu

Alanya’da yaz mevsiminin hüküm sürdüğü Eylül ayının bir Salı (21.09.2010) sabahı, uluslararası katılımcıların bulunduğu (Akrobasi dalında dünya şampiyonu Pal Takats, Cross Country magazin editörü Mads Sydergaard, dünya çapında üne sahip xcmag.com fotoğrafçısı Olivier Laugero, Fredegar Tommek, Fabrice Sibille) ve büyük bir spor olayı olan yamaç paraşütü etkinliğinin Karaman’da yapılacak olan ilk etabına birkaç gün boyunca tanık olmak üzere yola çıktık.

Karaman yolunun kendisi bile, o zamana dek tanımadığımız birtakım bölgeleri keşfetmemizi sağlayacaktı. Böylece Taşkent ve Hadım üzerinden yolculuk yapmaya karar verdik. Önce Dim nehrini izleyecek, Kuşyuvası diye adlandırılan bölgeyi geçecek, sonra Toroslara çıkıp Gümüşkavak ve Alacami üzerinden devam edecektik.

Taşkent'e kadar yaylalarda neredeyse sürekli olarak 1800 metrelik bir rakımda ve harikulade güzellikteki dağlık bir bölgede seyahat ettik. Hadım'dan Bağbaşı'ya olan güzergâh yol çalışmaları dolayısıyla kapalıydı. Bizse, Konya istikametine devam etme niyetinde değildik. Dolayısıyla Karaman yönündeki tali bir yoldan ilerlemeye karar verdik. Gaziler üzerinden Habiller yönünde gittik, gitgide karışan yollardan yardımsever vatandaşlar sayesinde kurtulabildik ve güzel tavsiyeler de edindik. Bunlardan biri Göksu yakınlarındaki muhakkak görülmesi gereken Göksu nehrinin Yerköprü Şelalesi idi ve fazla vakit ayıramadan temaşa etmemiz gerekiyordu. Şu sıralar, piknik alanlarına giden yeni bir asfalt yol yapılıyor, o nedenle patikadan ilerlemek durumundaydık. Yol boyunca güçlü bir çağlayan sesi duymamıştık fakat oldukça yaklaştığımızı suyun yüksekten dökülürken çıkardığı uğuldamadan anlamıştık, birdenbire karşımıza çıkan manzara karşısında ise ne diyeceğimi bilemiyorum, gizli bir doğa hazinesi olsa gerek. Hiç kuşku yok ki, kıyıdan başlayan günü birlik bir tur için, kesinlikle bu güzel bölgeye gelmeye değer. Biz yolumuza devam etmek durumundaydık, 1900 metreye kadar ulaşan başka yükseltilerden geçerek Karaman'a vardık.

Memnuniyetle refakat ettiğimiz bu önemli spor etkinliğinin organizatörü Murat Çakmak ile yol boyunca temas halindeydik. Böylece, öğle sonrasında Binbirkilise gezisindeki katılımcı gruba yetişebildik. İçten bir selamlaşma ve kısa bir takdim, gruba uyum sağlamak için yeterliydi. Karaman İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nden ekibe eşlik eden bir görevli Binbirkilise harabesinin kısa tarihini anlattıktan sonra etraftaki diğer kiliselerin yolunu tuttu. Karadağ yakınlarındaki Madenşehri köyünde kültür turunu gerçekleştiren grubun susuzluğunu dindirmek için, yol kenarında oradan geçmekte olan ve kavun-karpuz taşıyan bir araç kısa süreliğine durduruldu. Sonuç olarak Türk kültürünün başka bir yönüne daha şahit olan XCTurkey katılımcıları kahve molası niyetine memnuniyetle kavun ve karpuz tüketti.

Akşama doğru Karaman'daki müşterek konaklama yerimize gittik. Karaman öğretmen evinde genişçe bir odamız vardı. Katılımcıların bir kısmı da Karaman Polisevi’nde konaklıyordu. Her iki kurumu da önceden, başka şehirlerden tanıyorduk.

Kent merkezindeki bir restoranda birlikte yemek yenilmesi için saat 19.00'da yola çıkılacaktı. Grupla ve kent tanıtımına emek veren, katkıda bulunan yetkililer ile ilk ilgi çekici sohbetler yapıldı. İlginç bir eğlence olarak, bir çalgı aleti imalatçısı kendisinin ürettiği ahşap bir Ney’le (Mevlevi tarikatında da kullanılan flüt benzeri bir çalgı aleti) birtakım müzik parçaları çaldı. Karaman Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Yardımcısı Sayın Rıza Duru, 1900 yıllarında Karaman'da yaşamış olan Gertrude Bell adlı casusa ilişkin kaleme aldığı eserini tanıttı. Bu eseri kendisinden hediye olarak edinmek oldukça memnuniyet vericiydi. Karşılıklı tanışma için, genel olarak bakıldığında başarılı bir başlangıç akşamıydı bu.

Ertesi sabah iyi bir kahvaltı yaptıktan sonra, Karadağ'a çıktık. Burası eski bir yanardağ olup, yüksekliği 2.288 metredir. Burada, XC Türkiye organizatörleri Karaman Valiliği ve İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile (Müdür Cengiz Orta) birlikte çalışarak, çeşitli başlama noktaları ve gerekli ulaşım yollarını hazırlamışlardı. Kısa süre sonra tüm aktif sporcular, bunların refakatindeki kişiler ve başka yardımcılar, jandarma ve bir ambülâns hazır bulunuyordu. Kısa bir tamamlayıcı bilgilendirme yapıldıktan sonra, pilotlar uçuşa hazırlandılar. Uçuş âleti donanımının yanı sıra, hepsinde uydu aleti ve navigasyon mevcut idi. XCTurkey organizatörü tarafından yarışma pilotlarına ücretsiz verilen Simplus simkartlar, .php kodları ve xcturkey organizasyonu için özel olarak hazırlanmış yazılım ile pilot uçuşunu gerçekleştirip kilometrelerce ilerde bir noktaya indiğinde organizasyon ekibince hangi kasaba, köy ya da bir yol kenarına indiği görülüyordu. Böylelikle son derece fonksiyonel ve pilotun kısa sürede iniş yaptığı noktadan alınarak Karaman'a dönüşü sağlanıyordu.

Organizasyonun tamamına egemen olan slogan +300km uçarak Avrupa rekorunu kırmak ve tüm zamanlarda verilecek en yüksek para ödülü olan 5.000 Euroyu kazanmaktı. Karaman bölgesi 19 Haziran 2010 tarihinde XCTurkey ekibinden 2 pilot (Alman Burkhard Martens ve Fransız Patrick Andre) tarafından Türkiye uzun mesafe (Cross-Country) rekorlarının kırıldığı yamaç paraşütü cenneti olma özelliği de taşıyor. 



Kalkış hazırlıkları sırasında bazı pilotlarla görüşme yapma olanağını bulduk. Böylece yamaç paraşütçülerinin dünyasını adım adım daha net olarak anlayabildik. Paraşütü, taşıyıcı sistemin farklı renklerdeki halatlarını ve bunların işlevlerini, sırt çantasının içeriğini ve teknik donanımı bize açıkladılar. Çok ilginç ve kesinlikle yeni bir konu bizim için.

Kalkış öncesinde XCTurkey organizatörü Murat Çakmak tarafından yarışma pilotlarına brifing veriliyordu. Restrict Area (RA) yani uçuşa yasak bölge olarak tanımlanan Karapınar tarafına uçuş yapılmaması konusunda pilotlara GPS kordinatları verildi. Uçuşa yasak alana 0.5 radius nautica miles girilmesi pilotun o gün yarışmadan sıfır puan almasına tekrarında yarışmadan diskalifiye olmasıyla sonuçlanacaktı. XCTurkey yarışmasının 3.sü olacak Rus pilot Dimitry Charnyak bir kez (RA) ihlali yaparak o gün 134km uçmasına rağmen sıfır puan aldı.

Henüz kalkış esnasında bile, pilotların farklı yetenekleri ve aldıkları eğitimler, konunun yabancısı olan bizler açısından belirgin bir şekilde göze görünüyordu. Birisi koşarak ve uçuruma doğru atlayarak start yaparken, halihazırdaki dünya şampiyonu Pal Takats paraşütüne rüzgarın dolmasını bekliyor ve sonra bir helikopter gibi dikey olarak yükseliyordu ve nihayet zirvenin düzlüğünde birtakım becerikli yönlendirici hareketler yaparak, yatay uçuşa başlıyordu. Muhteşem bir görüntüydü. Oradan geçen bir kartal da herhalde aynı şeyi düşünüyordu ki bu kartal da Karadağ'ın, ısındıkları için yukarıya doğru yükselen havalarından (termiklerden) yararlanmasını biliyordu. Bugünkü galip, 91,7 kilometrelik bir mesafe kat edip Kızılkaya yakınlarındaki bir ovaya kadar uçabilen Fransız pilot Fabrice Sibille oldu.

27.09.2010, Pazartesi günü, konvoyun havalanma yeri Beyşehir olarak değiştirilecekti. Biz de orada olacak ve bilgi vermeye devam edeceğiz. 

 

Yaşam | Outdoor

Türkiye

Seyahat

Kültür

666 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi